Bir sevda diğer sevdanın yolunu keser. Nedense hep böyle
olmuştur aşkta. Herkes kendine göre doğru olanı seçmiştir, köşede kalan içinse
yanlışı. Birileri sevinirken, sevilirken, diğeri köşede nedenlerini düşünüp
hesaplamaktadır. Oysa ki ne istenilen tam zamanında yetişebilmiştir aşka. Ne de
bekleyen sabırlı olup bekleyebilmiştir o karanlıkta. Yanlış yanlışı doğurup
denk gelememiştir doğru zamanda bekleyenle beklenilen. Bu yüzden mümkün
değildir doğru aşk. Sevmek sevenin kontrolünde olsaydı eğer, hiç böyle olur
muydu hayat? Hiç böyle olur muydu aşk?
Yalnızlık bazılarına rahat verir, bazılarının ise uykularını
kaçırtır sabahlatır. Yalan dolan hepsi bir tarafa, en çok sevenin içini acıtır,
yüreğini kanatır. Yusuf’un Züleyha’sı, gerçek Zülahya olmayı becerebilseydi eğer, Yusuf hiç yeni bir
Züleyha oluşturur muydu kafasında. Sevilmek hiçbir zaman senin elinde değildir
ama sen her defasında sevmenin hakkını vermek zorundasın. Bu da sevenin aşka
borcudur. Yıllar geçse bile unutmayacaksın geride bıraktıklarını. Pes etmeyeceksin
doğru olanı bulana kadar. Arayışların bir son bulmayacak, çabalayacaksın. Yanlış
kişilerde doğruyu aramayacaksın, zaman harcamayacaksın. Çünkü hayat kısadır. Bir
gün doğru kişi karşına çıktığında; sen neredeydin şimdiye kadar diyeceksin. Ve
dönüp arkana bakacaksın onunla. Bunları bunları yaşadım diyeceksin, anlatacaksın
ona olan biten her şeyi. Peki bunlar olurken sen neredeydin be kadın diye
soracaksın. O da sana anlatacak bazı şeyleri elbet. Yitirdiklerimizdir bizi ayakta
tutan. Kaybettiklerimizdir yolumuzu açan. Bu yol hiç bitmez. Bu yol sevdanın
kırıntılarıyla döşeli. Birini bırakır diğerleriyle devam edersin ama asla
ümidin tükenmemeli..

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder